Bilişim Teknolojilerinin Afetlerdeki Rolü

Bilişim, diğer bilimlerdeki fenomenleri soyut yapabilen ve algoritmalar yardımıyla işleyebilen yardımcı bilim olarak kabul edilir. Bilişim, modern hayatın her alanında yer edinmiştir. İnternetin yaygınlaşması bu gelişmeyi güçlendirmiştir. Matematiğe benzer şekilde bilişim, bilgiyi özellikle elektronik makinelerle düzenli bir şekilde işleyen bir bilim dalıdır. Ek olarak, bilgi bilimi araştırması, bilgi işlemede kullanılabilecek soyut matematiksel yapılar geliştirmiştir. Bilgisayarlar büyük miktarda veriyi anında yönetebilir, depolayabilir, paylaşabilir veya işleyebilir. Bunun için karmaşık donanım ve yazılım sistemleri gereklidir. Bu sistemlerin tasarımı ve geliştirilmesi de bilişim araştırma alanı içindedir. Riskleri azaltmak için kapsamlı veri ve bilgi paylaşımı gereklidir. Bu durum özellikle farklı uluslar olduğunda çok karmaşıktır. Farklı standartlarda veri toplamak ve iletişim protokollerindeki farklılıklar bu durumu daha da zorlaştırmaktadır.

RFID ve barkod teknolojisi, afet kurbanlarını belirleme, yaralılara hangi tedavi yöntemlerinin uygulandığını tespit etme, mükerrer malzeme teslimini veya kötüye kullanımı önlemek için kullanılabilir. Taşınabilir RF veya barkod etiket yazıcılar, parmak izi okuyucular ve dijital kameralar kullanılarak, vefat edenler tespit edilerek sağlıklı bir şekilde sisteme kaydedilebilir. Afet sırasında ve sonrasında toplanan verilerin hemen girilmesi hata ve istismarı önleyecektir. Bu uygulama deprem bölgesinde sevdiklerini arayan kişilere büyük kolaylık sağlar.

Özellikle acil yardım, kurtarma ve sağlık ekipleri afet sonrası hizmetlerin niteliği ve niceliğinin farkında olacak ve yaptıkları işin kalitesini ölçebileceklerdir. Bu, ekiplerin bir sonraki felakete daha iyi hazırlanmasını ve eksikliklerini gidermesini sağlayacaktır. Ambulanslarda kullanılan dijital tıbbi cihazlar ile geniş bant iletişim teknolojileri kullanılarak afet bölgesinde hasta ve yaralılara ait elektronik veriler komuta kontrol merkezine gönderilebilir. Toplanan verilerden elde edilen bilgiler, istatistiksel olarak yorumlanabilecektir.

Bazı ülkelerde geçmiş afet verileri bulunmamaktadır. Bilgi eksikliği, gelecekteki felaketlerin olasılığını anlamamızı engellemektedir. Elektronik biçimde geçmiş verilerin eksikliği ve uygun sınıflandırma sorunları benzer sorunları problemleri beraberinde getirmiştir.En büyük sorunlardan biri, verileri işleyebilecek ve analiz edebilecek yetenekli personel eksikliğidir. Ek olarak, ulusal afet risklerinin önlenmesine yönelik kurumların eksikliği de büyük bir sorundur. Bu, geleneksel durdurma ve müdahale yöntemlerinden proaktif bir zihniyete geçişi gerektirir. Kurumların organizasyon yapısı, organizasyonun bölgedeki insani destek projelerinin desteklenmesini sağlamak için çok önemlidir. Aynı zamanda uluslararası, örgütsel, ilişki ve destek mekanizmalarının en etkili şekilde kullanılmasına yardımcı olur. Sismik veriler ve hava durumu verileri örneklerinde olduğu gibi erken uyarı sistemindeki veri akışı esas olarak küresel ve bölgesel kaynaklardan gelmektedir.

Erken uyarı sisteminin en önemli noktası, zamanında ve hızlı veriler üretilmesidir. Maalesef geçmişte yaşanan birçok afette ülkeler arası iletişim başarısız olmuştur. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde iletişim ağlarında yaşanan sorunlar nedeniyle bağlantı hızı ve güç kaynağı kesintiye uğramakta ve iletişim güvenli bir şekilde sağlanamamaktadır. Yetersiz donanım ve eski ürünler bu iletişimin başarısız olmasına neden olsa da, TV, radyo ve kişisel bilgisayarlar bu sorunu çözmeye yardımcı olabilir. Özellikle afetten etkilenen iletişim altyapısında uyarı ve müdahale başarısı sınırlıdır. Risk yönetimi ve erken uyarı sistemlerini aktif olarak kullanmak için ulusal veri toplama ve paylaşma prosedürleri belirli standartlar ve yönergeler gerektirir. Veriler, ulusal ve uluslararası kullanıcılar tarafından doğru şekilde sınıflandırılmalı ve elektronik ortama iletilmelidir.

Uydu destekli erken uyarı ve bilgi sistemleri hızlı ve büyük ölçekli afetleri etkin bir şekilde bildirebilir. Risk yönetimi ve erken uyarı sistemlerini aktif olarak kullanmak için ulusal veri toplama ve paylaşma prosedürleri belirli standartlar ve yönergeler gerektirir. Veriler, ulusal ve uluslararası kullanıcılar tarafından doğru şekilde sınıflandırılmalı ve elektronik ortama iletilmelidir. Uydu destekli erken uyarı ve bilgi sistemleri hızlı ve büyük ölçekli afetleri etkin bir şekilde bildirebilir.

Ülkeler afet erken uyarı sistemleri ve önleme konusunda insan kaynaklarını ve kurumsal kapasiteyi arttırmaktadır. Gelişmiş ülkeler, özellikle uydu destekli entegrasyon ve veri desteği sağlayan, risk yönetimi bilgisine sahip ülkelerle işbirliği yapar ve ortaklıklar kurar.

Haberleşme sistemlerinin fiziksel tahribatı ciddi etkileri bulunan hizmet aksamlarına sebebiyet veren durumların başında yer almaktadır. Klasik haberleşme teknolojilerinin kurulmasına bağlı olarak sorunların meydana gelmesi kaçınılmazdır. Telefon kablolarında oluşan kopukluk nedeniyle bölge ile haberleşme sağlanamayabilir. afet durumların başında genelde doğa kaynaklı durumlar gelmektedir. 1970’li yıllardan bu yana kullanılmaya başlanan internet ağı ile ciddi haberleşme problemleri en aza indirgemeye çalışılmıştır. Yine de internet ağları tamamen aksamaz olarak kabul edilemez.Yaygın olarak kullanılan bakır kablolar , eski teknoloji ürünü olduğu için aksamaları da beraberinde getirmektedir.

Ülkeler, yaşamları, sosyo ekonomik kayıpları ve çevresel etkileri azaltmak için erken uyarı ve izleme sistemleri kurmaktadır. Küresel olarak, ekonomik kayıplar ve afetler açısından 2008, en yüksek kayıpların yaşandığı üçüncü yıl olmuştur. 2008’de Asya ve Pasifik ülkeleri kasırgalar nedeniyle ağır hasar gördü. Depremde Myanmar’da yaklaşık 130.000 kişi, Sichuan’da 85.000 kişi öldü ve milyonlarca insan zarar gördü. Siklon Nargis, tüm siklonların en ölümcül beşinci ve Sichuan depremi, birçok insanın hayatını etkileyen en büyük on depremden biridir.

Haberleşme sistemlerinin planlanması hem halkın hem de kurumların ihtiyaçlarının anlaşılması ile mümkündür. Bu şekilde afet öncesinde ve sonrasında kaynakların optimum kullanımı mümkündür. Risk haberleşmesinde karşımıza çıkan en büyük zorluk, afet sırasında ortaya çıkan belirsizliklerin organize edilerek haberleşme sürecinin sürdürülmesidir. Geçmişten günümüze yaşanan afetlerden çıkartılan en önemli derslerden biri, afetten etkilenen kişilerin önceliklerine cevap  verebilmektir. Hangi iletişim teknolojisinin kullanılacağına karar verilmesi, hedef kitlenin kimler olduğunun belirlenmesi bu aşamada yapılmaktadır. Afet yönetiminde ses ve veri iletişimi en önemli kaynaklar olmaya devam etmektedir.

Ceyhan Molla tarafından

Management Information Systems (MIS) MSc

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir